Malumunuz 30 Ağustos Zafer Bayramı yaklaşıyor, öncelikle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmet ve şükranla anarken tüm millet olarak da bayramımızın kutlu olmasını temenni ediyorum.
Öncelikle, Türk siyasetinin ve tarihinin kırılma noktalarından birisi olan 15 Temmuz’da gerçekleşen darbe girişimi sonrasında yeni siyasi oluşumlar ve partiler Türk siyasetine dahil oldular. Siyaset, zannımca organik bir yapıdır çünkü insan doğasının ve hamlelerinin değişkenliği kendisi ile etkileşimde olan ve girift bir ilişkide olan her şeyi etkiler, siyaset de bunların başında geliyor. Yeni siyasi oluşumlar ve partiler demokrasimiz için elbette önemli ve yeni siyasi politikaların ve dinamiklerin ortaya çıkmasında da katkı payları oluyor.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin son 4 yıl içerisinde takip ettiği siyasi çizgisini politik spektrum ile bakarsak “left-alt” olabilecek bu siyasi çizgi ve ana muhalefette mevcut sorunlara karşı bir kayıtsızlık ve mevcut takip ettiği siyasi çizginin Türk halkının önceliklerini karşılamaması da şu anda CHP’nin başarısızlığının sebeplerinden birisi olabilir.
2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri sürecinde CHP’nin, CHP’de dahil olmak üzere 6 parti ile ortak hareket edeceği kararını aldıktan sonra çeşitli tartışmalar süregeldi. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri sürecinde İYİ Parti’nin masadan kalkma girişiminde bulunması da aslında CHP’nin parti içerisindeki hiyerarşisinde otoriterleşen yapının da çevredeki siyasi faktörlere etkisi olabileceği medyaya yansımış oluyor. CHP içerisinde Ekrem İmamoğlu tarafından fitillenen değişim tartışmaları da İmamoğlu’nun girişimleri sonucunda gündeme bakıldığında pek cevap bulmuş gibi durmuyor.
Türk siyasetinde özellikle değişimin başını çekecek partilerin İYİ Parti ve Zafer Partisi olacağı yönünde görüşlerim var. Bu durumun sebeplerini ve nelere yol açabileceğini biraz inceleyelim;
Özellikle darbe girişimi sonrasında İYİ Parti’nin kurulması ve teşkilatlanması gerçekleşti, İYİ Parti diğer partilere nazaran parti içi hiyerarşide ve örgütlenmelerde yenilikçi ve daha Batı ülkelerinde görebileceğimiz türden bir örgütlenmeye gidiyor. Kadrolar içerisinde genellikle meslek grupları ve tekrardan diğer partilere nazaran politikaların belirlenmesinde kendini kanıtlamış akademisyenler ve çalışma grupları yer alıyor. Bu kadar şeyden sonra hiç mi bir kusur yok? Elbette tartışmaya açık konular var; kadrolarda NATO’nun gençlik faaliyetlerini sürdürdüğü YATA üyeleri ve yöneticilerinin bulunması doğal olarak mevcut siyasal atmosferdeki Amerika’ya karşı oluşan anti-sempatinin bir yansıması olarak İYİ Parti’ye karşı şüpheler doğurabiliyor.
Zafer Partisi ise göçmen sorununa ana odak merkezlerine aldıklarından dolayı elbette ki Türk halkının önemli bir sorununa dikkat çekiyorlar ve bu konuda bir siyasi rol oynuyorlar.
Ancak açık bir şekilde ifade edilebilir ki Türk siyasetindeki bu tip yeni örgütlenmeler ve çalışmalar içerisinde olan partilerin gözlemlenmesinde fayda vardır, demokrasiler güçlü örgütlenmeler ve Türk milletinin refahı açısından yeni politikaların ortaya atılmasında şu anda da görüldüğü üzere katkısı olur, gelişir. CHP içerisindeki değişim çağrılarına karşı Kemal Kılıçdaroğlu nasıl bir tepki verir veyahut nasıl bir politika izler, yerel seçimlerde bu durumun etkisi özellikle İstanbul için nasıl olur? Bunları da yakında gözlemleyeceğiz.




















