Eylül ayı, Türk milletinin tarih sahnesine damgasını vuran iki büyük kurtuluşun ayıdır:
9 Eylül 1922 İzmir’in kurtuluşu, 15 Eylül 1918 Bakü’nün kurtuluşu… Ve her iki zaferin de ortak paydasında, tarihe adını altın harflerle yazdıran tek bir Türk subayı vardır: Erzurumlu Mürsel Paşa.
Hem Kafkasya’da Hem Anadolu’da Aynı Şeref
1881’de Erzurum’da doğan, İsmail Hakkı Bey’in oğlu Mürsel Paşa, 1901’de Harp Akademisi’nden Süvari Teğmen rütbesiyle mezun oldu. Askerlik hayatı boyunca birçok cephede görev aldı.
28 Mart 1918’de 5. Kafkas Tümeni’nin komutanı olarak görev yaparken kısa sürede Albay rütbesine yükseldi. 14 Eylül 1918’de Nuri Killigil Paşa komutasındaki Kafkas İslâm Ordusu içinde yer alan Mürsel Paşa, 5. Kafkas Tümeni ile Bakü’ye giren ilk birlik oldu. Bu yüzden kendisine “Mürsel Bakü” lakabı verildi.

Esaretten İstiklâl Savaşı’na
20 Nisan 1919’da İngilizler tarafından Batum’da tutuklanarak Malta’ya sürgün edilen Mürsel Paşa, 1 Kasım 1921’de yurda dönerek yeniden ordunun saflarına katıldı. Kısa süre sonra 6. Süvari Tümeni’nin başına getirildi.
1 Mayıs 1922’de ise 1. Süvari Tümeni’nin komutanı olarak görevlendirildi. Ve 9 Eylül 1922’de Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığındaki Türk ordusunun İzmir’e ilk giren birliği, onun komutasındaki 1. Süvari Tümeni oldu. Böylece 1918’de Bakü’de olduğu gibi 1922’de İzmir’de de şehre giren ilk kumandan olarak tarihe geçti.
Askerlikten Meclis’e
1 Ağustos 1938’de emekliye ayrılan Mürsel Paşa, siyasette de milletine hizmet etti. 1943 seçimlerinde TBMM 7. Dönem Kocaeli Milletvekili olarak Meclis’e girdi. Ancak kısa bir süre sonra, 2 Şubat 1945’te hayata gözlerini yumdu.
Tarihe Çift Zaferle Geçen Bir Kumandan
Türk tarihine damga vuran Erzurumlu Mürsel Paşa, hem Bakü’de hem İzmir’de Türk bayrağını dalgalandıran, iki şehrin kurtuluşuna şahitlik eden ender kahramanlardan biridir. Bugün 9 Eylül ve 15 Eylül zaferleri kutlanırken, onun adı da tarihimizin gurur abideleri arasında parlamaya devam ediyor.


























