İslâm’ın tarihsel ve kültürel konumu hakkında sürekli olarak dillendirilen “İslâm bir Arap töresidir,” “İslâm bir Kureyş düşüydü,” veya “Müslüman olup da Araplaşmayan yoktur” gibi iddialar, dinin evrensel mesajını sınırlamaya çalışan ideolojik söylemlerdir. Eğer İslâm hakikaten Araplara mahsus bir din olsaydı, Peygamber Efendimizin yakın çevresi dışında İslâm’la ilk şereflenenlerin içinde azımsanmayacak denli Arap olmayan şahsiyetler yer almazdı. Mesela ilk Müslümanlardan olan Selman-ı Farisi İran asıllıdır ve "Ne iyi bir kuldur" övgüsüne mazhar olan Süheyb-i Rumi de Rum asıllı bir sahabedir.
Bu konudaki en çarpıcı delil, İslâm’ın ilk şehidi Hz. Sümeyye’nin kökeninde yatmaktadır. Belazuri’nin Ensabül Eşraf adlı kaynağına göre, Hz. Sümeyye Türklerin yoğun yaşadığı İran’a bağlı Keşker şehrinde Pamuk adında bir cariyedir. Kölelikten azat edilip Mekke’ye yerleşen ve İslâm güneşi doğduğunda ilk mü’minelerden olan bu mübarek kadın, Ebu Cehil tarafından işkencelerle katledilmiştir. Muhammed Hamidullah, Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı, Prof. Dr. Abdülkadir Karahan ve Prof. Dr. Zeki Velidi Togan gibi güvenilir âlimler ve müverrihler; Pamuk isminin eski Türkçe’de olduğunu belirterek Hz. Sümeyye’nin Türk asıllı olduğunun altını çizer. İslâm’ın ilk şehidi Hz. Sümeyye’nin Türk asıllı olduğuna dair güvenilir tarihî kaynak ve akademisyenlerin ortak vurgusu, ‘İslâm Arap dinidir’ iddiasını kökünden çürütmektedir.
İddiaların geçersizliğini ispatlayan diğer bir somut gerçek, din ile biyolojik kimlik arasındaki bağın yokluğudur. İslâm tarihi boyunca Bizans ordusuna destek veren pek çok Hristiyan Arap kabile mevcuttu. Bugün dahi yeryüzünde 5 milyondan fazla gayrimüslim Arap bulunmaktadır. Lübnan Cumhurbaşkanı’nın Maruni (Katolik) olması, Antakya ve Kudüs Rum Patrikhanesi cemaatlerinin biyolojik olarak Arap olması, Arap milliyetçiliğine dayanan Baas ideolojisinin fikir öncüsünün dahi Hristiyan bir Arap olan Mişel Eflâk olması, Arap kimliğinin İslâm ile zorunlu bir birliktelik taşımadığının en güçlü kanıtıdır.
İslâm, bir Arap milliyetçiliği projesi değil, tüm insanlığa gönderilmiş evrensel bir davettir. Peygamber Efendimiz, bu evrenselliği Veda Hutbesi’nde kesin bir hükümle ilan etmiştir. İslâm, hiçbir ırkın tekelinde olmayıp, Peygamberimizin Veda Hutbesi’nde belirttiği gibi ‘Arap’ın Arap olmayana Allah saygısından başka üstünlüğü yoktur’ ilkesiyle tüm insanlığa gönderilmiştir. İslâm, tüm insanlık için gönderilmiş olup, Arap olan ve Arap olmayan ayrımı tanımaz. Bu yüzden kısaca diyoruz ki, İslâm bir dünya dinidir ve tüm insanlığın takdirine sunulmuştur.

























