Son yıllarda Türk siyaseti o kadar halkla bütünleşti ki, bazı değerler unutuldu. Eski dizilere, eski filmlere ve hatta eski şarkılara bakıyorsunuz, ana tema olarak aşkı işliyorlar. Son zamanlarda bu alanlarda aşırı bir yozlaşma söz konusu. Her şey laçkalaşmış… İnsanlar, özellikle eski nesil sürekli geçmişe sığınıyor. Çünkü geçmişin ruhu öldürüldü. Bunu sadece bir partiye veya bir guruba mal etmekte anlamsız. Türk dizi tarihine damga vuran “Kurtlar Vadisi” dizisinde bile bir aşk teması vardı. Bugün gelinen noktada, özellikle Sosyal Medyanın da etkisiyle tüm bu saf değerler yozlaşmış durumda. Ve bunu seküler-muhafazakâr eksenine indiren vasat insanlar dolu. İşte bunların da etkisiyle insanlar bölünmüş durumda. Sırf karşı olmak için karşı olan sekülerler ve muhafazakârlar… Sorgulama yeteneği unutturuldu; kıyas yapma, mukayese yapma yetisi köreltildi. Muhafazakâr birisinin veya seküler birisinin savunduğu değerler, doğruda olsa birbirleri tarafından reddedilmekte.
İnsan olmayı unuttuk. Bir guruba, bir partiye veya bir düşünceye ait olma zorunluluğu getirildi. Ofansif mizah adı altında seviyesi yerlerde espriler yeni neslin bir parçası oldu. Ve liboşlarında etkisiyle buna karşı çıkanlar, özgürlük naraları atılarak taşlandı. Tüm değerler paçavra gibi bir köşeye fırlatıldı. Halbuki Yunus Emreler’in, Bektaşi Veli’lerin çıktığı bu topraklar, insanlara en güzel duyguları bahşetmişti. Türkiye, nevi şahsına münhasır bir kültüre sahip dediğimiz zaman, seküler tayfa ağzından salyalar saçarak saldırdı. Bu kültür içerisinde yanlış olanlar mevcut dediğimiz zaman ise muhafazakârlar saldırdı. Genç arkadaşlarıma önerimdir; bu insanları dinleyin ama elinizden geldiğince ciddiye almayın. Elbette hayatınızda politika vs olacak ve sizin moralinizi bozacak, bazen yorgun bazen mücadele edemeyecek durumda hissedeceksiniz. Ama her şey bir şekilde yoluna girecek, rayına oturacak. Bu insanlara bakarak geleceğinizi karartmayın, ümitsizliğe düşmeyin. Atatürk’ün bir nevi vasiyeti olan sözlerini hatırlayın: “Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engeller de yığacaklardır; kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse bunu söyleyenlere güleceksin.”
Bizlerin en büyük hatalarından birisi, bu alanlara yoğunlaşarak sevgi denen kavramı unutmaktı. Çünkü öyle bir algı yaratıldı ki, sevgi olursa bu alanlara ihanet edilecekti. Hayır! Sevin, sevilin ve bu kavramların farkına varın. Sosyal Medyada gördüklerinize aldanarak saçma fikirler ardına gitmeyin ve içinizden gelenleri (kişi özgürlüğüne aykırı olmadığı sürece) yapın çünkü hayat çok kısa ve inanın ileride bunun değeri daha da iyi anlaşılacak. Türk siyaseti her zaman böyleydi. Dalgalanmalar, laçkalaşmalar ve hatta sürünmeler oldu ve olacak. Ama hiçbir zaman yıkılmayacağız. O yüzden sevgi denen şeyin saf ve temiz kıymetine varın. Bunlar güzel şeylerdir ve yapacağınız işlerde sizlere itici güç olacaktır. Ve bu sevgiyi, en saf duygularla hissederek yaşayın. Sosyal Medyaya bakarak ilişkileri bu zannetmeyin. Unutmayın, gönül denen şeyin karşılığı başta İngilizce olmak üzere birçok dilde yok. Bu kavramın anlamı üzerine bastığınız topraklarda yatıyor.



















